¶Dostluk kadar kutsal, sahtesi kadar tehlikeli başka bir şey yoktur. Gerçek bir dost, kişinin ikinci benidir; sevinçte de kederde de sarsılmaz bir bağlılıkla yanında duran ruh yoldaşıdır. Fakat dostluğun görüntüsünü özüyle karıştırmak, felaketi davet etmektir; zira güvenin yanlış yerleştirildiği yerde ihanet, gizli bir yara gibi kangrenleşir.
¶Sevgi mabedine kimi aldığınızı iyi tartın, zira dostluk aceleyle kurulacak bir bağ değildir. Hakiki dostluğun altını arındıran zaman potasıdır; dalkavukluk ve çıkar tortusundan ayıran. Dostlarını, beğenmediği tabakları değiştirir gibi değiştiren adam, dostluğun özünü hiç anlamamış demektir.
¶Ancak bir kez bilgece seçim yaptıktan sonra, bu güveni şüpheyle lekelemeyin. Sınanmış bir dosttan kuşkulanmak, hem ona hem de kendinize hakarettir. Sırlarını dostundan saklayan kişi, bir dostun iki bedende yaşayan tek bir ruh olduğunu henüz idrak edememiştir.
¶Fakat dostluk adını çıkar veya rahatlık için kullananlardan sakının. Böyle birliktelikler kumdan iplerdir, en ufak gerilimde dağılır. Sahte dost refahta yanınızdadır, ama ilk sıkıntı fısıltısında kaçar. Varlığı bir gölgedir—ışıkta görünür, karanlıkta yok olur.
¶Gerçek dostluk cesaret ister, zira çatışmanın yokluğunda değil, onun üstesinden gelindikçe serpilir. Bir dostun samimiyeti yaralayabilir, fakat bu, düşmanın değil, cerrahın yarasıdır. Sahte bir uyuma kanmayın; yalandan uyuşmaktansa, hakikatte çekişmek daha iyidir.
¶Bir insanın bilgeliği, dost seçiminde belli olur. Ruhunuzu yükseltenlerle çevreleyin kendinizi, iradenizi çürütenlerle değil. Tek bir erdemli dost, sessiz suç ortaklığıyla karakterinizi kemiren bir kalabalıktan daha değerlidir.
¶Her dostluğun sınaması şu olsun: sizi iyiliğe mi yoksa alçaklığa mı çeker? Eğer birincisi ise, ölünceye dek sarılın; ikincisi ise, pişmanlık duymadan kopun. Zira gerçek dostlardan yoksun bir hayat, ne kadar verimli görünürse görünsün, kısır bir tarladır.