En ufak bir şüphe taşıyan her şeyi, mutlak biçimde yanlış olduğunu keşfetmiş gibi bir kenara bırakacağım; kesin bir şey bulana dek bu yolda ilerleyeceğim.
Dolayısıyla gördüğüm her şeyin yanlış olduğunu varsayıyorum; yanıltıcı hafızamın temsil ettiği nesnelerden hiçbirinin var olmadığına inanıyorum. Beden, şekil, uzam, hareket ve yerin zihnimin kurgularından ibaret olduğunu varsayıyorum. O halde doğru sayılabilecek ne var? Belki sadece şu: Kesinlikle hiçbir şeyin kesin olmadığı.
Ama dünyada hiçbir şey olmadığına ikna olmuştum: ne gök, ne yer, ne zihin, ne beden. O halde aynı anda kendimin de var olmadığına ikna olmuş muydum? Kesinlikle hayır. Var olduğum kesindi, çünkü ikna olmuştum. Fakat bilmediğim bir aldatıcı var, sürekli beni aldatmak için hünerini kullanan. Şüphesiz, o halde varım, çünkü aldatılıyorum; beni istediği kadar aldatsın, bir şey olduğumun bilincinde olduğum sürece hiçbir şey olmadığımı asla kanıtlayamaz. Sonuç olarak şu önerme – ben varım, ben mevcutum – ne zaman ağzımdan çıksa ya da zihnimde canlansa her defasında zorunlu olarak doğrudur.
Tam metin henüz mevcut değil.