Yağmur ya da güneş, her gün saat beş sularında Palais-Royal'de yürüyüşe çıkmak benim adetimdir. Beni her zaman yalnız, bir bankta hayallere dalmış halde görebilirsiniz. Kendi kendime politika, aşk, zevk ya da felsefe üzerine konuşurum. Aklımı serbestliğine terk ederim. İlk karşıma çıkan bilgece ya da aptalca düşüncenin peşine takılırım, tıpkı genç sefihlerimizin Faubourg Saint-Antoine Sokağı'nda, cilveli, açık yüzlü, canlı bakışlı, kalkık burunlu, yeşil gözlü, taze tenli, sıkı memeli bir kızın peşinden gidip sonra onu bir başkası için terk etmesi, hepsine yaklaşıp hiçbirine bağlanmaması gibi.
Tam metin henüz mevcut değil.