
Dilin, gerçekliği betimlemenin bir yolu değil, gerçekliğin kendisi olduğunu savundu. Söz ve dünya birdir.
Bhartrhari, dilbilgisinden metafiziğe ulaşan bir Sanskrit dilbilgisi uzmanıydı. Vakyapadiya adlı eserinde geliştirdiği temel öğreti, nihai gerçekliğin Brahman olduğunu, ancak Brahman'ın Söz ile, yani Shabda-Brahman ile özdeş olduğunu söyler. Dil, dünya hakkındaki düşünceleri aktaran bir araç değildir; bilinç ve dünyanın bir arada var olduğu yapının ta kendisidir. Anlam birimi, tek bir ses ya da hece değil, sphota'dır: bir cümlenin tamamını bir anda aydınlatan, bir odanın köşe köşe değil de bir lambayla birden aydınlatılması gibi bölünmez bir dilsel farkındalık parıltısı. Bu, dilbilgisine bürünmüş mistisizm değildir; Bhartrhari, anlamın nasıl mümkün olduğuna dair yakın argümanlarla çalışır ve vardığı sonuçlar hem Budist nominalistlere hem de Nyaya realistlerine meydan okur. Ayrıca, insan davranışı, aşk ve dünyadan el çekme üzerine üç yüzer beyitlik şiir derlemesi Satakatraya da ona atfedilir; bu şiirler, felsefesini yaşam içinde sınadığını gösterir.