
Her halkın kendi dehası, her dilin kendi dünyası olduğunu öğretti; bildiğimiz haliyle tarih, kültür ve milletin tohumlarını ekti.
Kant'ın bir öğrencisiyken çağın soğuk evrensel aklına karşı dönen Herder, insanlığın tek bir kalıpta değil, her biri iklim, tarih ve hepsinden çok dil tarafından biçimlenen ayrı kültürlerden oluşan bir bahçede geldiğini savundu. Herder için düşünmek belli bir dilde düşünmektir; öyle ki her halk hiçbir başkasının tam giremeyeceği bir dünya görür. Halk şarkıları topladı, sözde ilkel olanın değerini savundu ve tarihi tek bir hedefe yürüyüş değil, insan çeşitliliğinin açılışı olarak okudu.

“Her ulus mutluluğunun merkezini kendi içinde taşır, tıpkı her kürenin kendi ağırlık merkezine sahip olması gibi.”
Doğu Prusya'da doğdu, Kant'tan eğitim aldı; çağın soğuk evrensel aklına karşı döndü.
Weimar'a yerleşti; Goethe ile birlikte kültür, dil ve tarih felsefesini işledi.
Her halkın dil, şarkı ve örfle kendine özgü bir ruhu olduğunu; tek bir ilerleme merdiveni olmadığını savundu.
Weimar'da öldü; insanlığın tek evrensel dille değil, çok sesle büyüdüğünü öğretmişti.
Herder, Kant'ın öğrencisi oldu, sonra Kant'ın soğuk evrensel aklına karşı çıkarak kültür, dil ve tarih felsefesini geliştirdi.
Herder, uygarlığın soyutlamalarına karşı doğal ve tikeli savunan Rousseau'dan değer anlayışını devraldı.